Tarih kaybolursa hakikatin gerçek tanımı ne olabilir? Tarihin tanımlanabilir, iradeli bir varoluş olduğu söylenebilir. Ülkem, dağlarının ufuklarında özgürlüğün çığlığı yeniden yükseliyor.
Gerçek sevdanın hakikati, Ronahî ve Bêrîvanların yürek ateşiyle kendini yeniden sunuyor. O dağların patikalarındaki her iz, yiğitliğin serüvenini yazıyor. Özgür bir gelecek için çocukların bütün umutlarına binlerce yılın iradesi olmuştur. Aynı zamanda özgürleşmiş bir gelecek için onu hep canlı tutacak yeni bir tarih ortaya çıkarmıştır.
Kürdistan tarihinde, Kürt halkına yönelik bütün yok etme ve soykırım saldırılarına rağmen, düşmana hiç baş eğmemiş isyan ruhu canlı bir iz gibi kendini hatırlatır. Direnen genç kadın ve erkekleriyle yılların kahramanlık tarihini, daima yaşayacak canlı bir ruh gibi kendi elleriyle yazmışlardır. Onlardan biri olan cesur kadın Muqedes Yilmaz da soykırım ve yok etme siyasetine karşı, düşmana baş eğmeyen yenilenmiş bir ruhla, dağlara doğru yolculuğunda kendi tarihî serüvenini yazmaktadır.
Muqedes Yilmaz, Serhed bölgesinde, görkemli ovalarıyla bilinen Mûş şehrinde dünyaya gelir. Yurtsever ve köklü Kürt kültürüne sahip bir ailede büyür. Bu da kişiliğinin şekillenmesinde önemli bir rol oynar. Kendini tanıması tam olmasa da düşmanın kendi varlığını onun kimliğinin yokluğu üzerine kurduğunu anlayarak tarihini bilir. Bu bilinçle, genç bir kadın olarak yaşamın bütün alanlarında bilinçli bir duruşla arayışlarına en doğru cevap olur. Özgür yaşama ulaşma ısrarıyla bunun için değerli bir emek ve çaba gösterir. O zaman ona ulaşmanın zorlukları da kendisi için söz konusu olmaz. İçten bir arayışçı olarak, tereddüt yaşamadan bütün hayallerine cevap olacak bir yol aramayı sürdürür. Muqedes’in Önder APO’yu ve Özgürlük Hareketi’ni tanımasıyla özgür bir yaşam için arayışları daha da gelişir. Her geçen gün, kendisinin de hakikat yolunun doğru bir takipçisi olma gereğini daha çok hisseder. Artık dağlara yürümek Muqedes için yalnızca bir hayal değildir. Onlara ulaşmak için önüne kararlı bir yürüyüş hedefi koyar. Bu doğrultuda Muqedes Yilmaz 2014 yılında katılma kararı verir ve Delîla Asmîn adıyla APOcu ruhun cesur militan kadınlarından biri olur.
Gerilla Delîla, dağlara gelişiyle birlikte gerillacılığın zorluklarına büyük bir istek ve merakla cevap olur. O sıradağların güzel zirvelerinde bir kadının asiliğinin nasıl anlamlı yaşanabileceğini görür. Özgürlüğün kokusunu ve dağların güzelliğini içine çeker. Dünyaya ilk kez gözlerini açmış gibi, farklı bir ufukla ve gelecek için büyük umutlar kurabilecek canlı bir ruhla hayaller kurar. Temel eğitime girmesiyle de bu hayali gerçekleştirmek için büyük bir emek ve çaba gösterir. Başta Önder APO gerçeğini anlamayı ve hayata geçirmeyi, APOcu militanlık ölçülerinin nasıl şekillenebileceğini kendine en temel hedef yapar. Bu doğrultuda özgür bir kadının ölçülerinin nasıl olması gerektiğini kendi şahsında sorgular. Onun bu kararlı duruşu ve APOcu bir militan olma isteği kişiliğini daha da güçlü ve cesur kılar.
Başarılı bir eğitimin ardından gerilla Delîla heyecanla pratik alanına yönelir ve aktif biçimde katılır. Önder APO’nun her militan için belirlediği ölçüler temelinde bu görevi büyük bir sorumlulukla üstlenir ve aynı zamanda çevresinin de uygulamasını sağlar. Kuşkusuz onun duruşu ve içten yoldaşlığı bütün yoldaşları için bir dayanak olur. Delîla bu duruşuyla hem çevresine güç olur hem de daha güçlü bir mücadelenin önünü açar.
Askerî alanda ve gerilla uzmanlığında kendini daha fazla geliştirmek için gerilla Delîla bir askerî akademide eğitim görmeyi önerir. Eğitim isteği üzerine askerî bir akademiye geçer. Orada da modern gerillacılığın tarz ve taktiğinde daha fazla derinleşir ve profesyonel biçimde kendini geliştirir. İntikam ruhunun anlayışıyla düşman saldırılarını önlemek ve sonuçsuz bırakmak için çok büyük bir emek ve çaba sunar. Pratiğe güç katabilmek için bütün silahlarda kendini yetkinleştirir. Silahlardaki uzmanlığının yanında, ideolojik alanda da kendini inşa etme ihtiyaçlarını karşılar. Bir
özerk akademide eğitim görme isteği de gerçekleşir. Bir süre sonra Şehit Bêrîtan Akademisi’ne geçer.
Gerilla Delîla, Önder APO’nun manifestosu ve kadın militanlığı çerçevesinde kişiliğine yeniden döner ve mücadele tarzını geliştirmeye daha fazla yoğunlaşır. Bu nitelikteki bir akademide amaç, özellikle insanın kendi kişiliğine dönmesidir. Gerilla Delîla da bu bilinçle bütün çelişkilerine en doğru cevap olur.
Bu kez pratiğe geçmesiyle Delîla kendine daha fazla güvenir. Hem gerillacılık hem de pratik yürütme bakımından yıllarca gerillaya ev sahipliği yapmış yerlerden biri olan Heftanîn gibi bir alanda pratiğe başlar. Onun kutsal toprağında gerillacılık yapmak ve orada büyümek, cesur kadının kişiliğine tarihî bir değer yükler.
Yeni bir bilinç ve doğru bir mücadele tarzıyla o alanda görev ve sorumluluk alır. Özellikle düşmanın alana yönelik saldırılarıyla birlikte bütün direniş mevzilerinde aktif bir rol oynar. Bu nedenle gerilla, düşmana baş eğmeden eylemleriyle karşılık vererek onun gözünü korkutur. Gerillanın ve öncü kadının bu fedai duruşu düşmanların yüreklerinde büyük bir korku yaratır. Artık Heftanîn savaşı ve öncü gerillaların direnişi her yerde yankılanır. Mücadeleci kadının duruşu ve eylemlerde sergilenen öncülük, APOcu militanlığın hakikatini açıkça ortaya koyar.
Gerilla Delîla Asmîn, Kürdistan toprağındaki işgale karşı bir kadın militan olarak kesintisiz savaş ve mücadele yürütür. 14 Haziran 2020’de Heftanîn’in Bektoriya alanında, Baz Amed ve Denîz Firat adlı iki yoldaşıyla birlikte, işgalci Türk ordusunun bombardımanı sonucunda şehadet mertebesine ulaşırlar.
Gerilla Delîla, mücadele serüveninde, düşmana baş eğmeyen Bêrîtanların ruhuyla kesintisiz tarihî bir yürüyüş gerçekleştirir. Genç komutanın mücadele ruhu Kürt çocuklarının yüreğinde sonsuza dek yaşayacaktır.
